Ben aslında resim okumak istiyordum Mimar Sinan Ünv.Güzel Sanatlar fakültesinde…  Ressam Mustafa Pancar’ ın atölyesinde hazırlanmıştım  yetenek sınavlarına. Ön yetenek eleme sınavından sonra bölüm sınavlarını seçerken bana dedi ki: sen atölyende tek başına takılıp resim yapacak bir tip değilsin, senin insan içinde olman, sosyal olman gerek bir de para kazanman…O zamanlar sadece , sene 1992, 1 tane özel Tv kanalı vardı. Star Tv. Dedi ki bak bu kanallar çoğalacak ve iş imkanı artacak. Sen sahne dekor oku. Sonra birlikte bölüme gittik, atölyeye girdik öğrencilerle konuştuk. Ben ikna olmuştum bile.
Mustafa Hocanın tespiti ve vizyonu sayesinde bu bölümü seçtim. İyi ki de seçmişim hiç pişman olmadım.
İtiraf etmeliyim, okurken kendimi hiç yaratıcı ve başarılı bir öğrenci olarak hissetmedim. Son derece vasattım. En keyif aldığım projem sevgili Saim Bugay Hoca ile yaptığım kukla projesiydi ki bu benim bitirme projemdi ve 100 alarak mezun oldum. O gun okulda kendimi yetenekli hissettiğim tek gündür.

Okulun 2.yılında bölüm başkanımız Bengi Hocanın ‘’Şehnaz Tango’’ dizisinde çalışır mısın demesi ve benim sete balıklama atlamam bir dönüm noktasıdır. 1995 yılında Türsak’ın sinema kurslarına katılmış ve keyif almıştım. Bir sette olmanın nasıl birşey olduğunu çok merak ediyordum. O zamanlar ekipler küçüktü. Sanat Yönetmeni ve ben sadece 2 kişiydik. O dekorlardan ben kostümlerden sorumluydum. Karaktere, dekora uygun kostum seçmeyi, kombinasyon yapmayı, organize olmayı ve en önemlisi hızlı olmayı bu sette öğrendim. Tam bir sezon çalıştım 8 ay . Ve bu süre içinde anladım ki ben kesinlikle kostüm yapmalıyım.
Diziden sonra bir Tv filminde çalıştım ve hemen arkasından1999 yılında hayatımın fırsatı Kahpe Bizans filmi geldi. Sevim Çavdara kostüm tasarım asistanlığı yaptım ve gunde 500 kişinin soyunup giyindiği bir seti kontrol edip herşeyin sorunsuz ve zamanında yürümesini sağlamıştım. Sevim Hanım anlaşması gereği sete hiç gelmedi. Benim bu seti kotarmış olmam piyasada hızla ve çokça adımın dolaşmasına neden oldu. Filmin dönem filmi olması, yaptığı gişe ve oyuncuların popülerliği de buna yardımcı oldu.

Bu işlere dahil olmam şansımdı ama uzun vadede sektörde kalmamı, ilerlememi, rakiplerimden sıyrılmamı sağlayan şey ”sadece kostüm yapmayı”seçmemdi.
Uzun seneler ne zaman sanat yönetmeni olacağım soruldu. Sanki kostüm yapmak işin ilk basamağıydı ve çok saygı görmüyordu. Buna hiç aldırmadım çünkü ben sevdiğim işi yaparak para kazanıyordum, gerisi boştu.
Uzun bir süre görevimin tanımı ve isimlendirilmesi ile ilgili ciddi bir çaba gösterdim. Kostüm sorumlusu değii kostüm tasarımcısı olduğumu çünkü  bu kostümlerin bana birisi tarafından verilmediğini, bunları bizzat çizip diktirdğimi ya da tek tek mağzaları dolaşarak seçtiğimi bunun da bir tasarım olduğunu kabul ettirmem uzun zaman aldı.İsmimin ön jenerikte yer alması gerektiğini yapımcıya anlatmak da…

16 senedir  yapıyorum bu işi, daha da yaparım sanırım…Ama artık anlatmak, öğretmek, yol göstermek de  geliyor içimden. Çünkü soranlar, merak edenler, arayanlar, mail atanlar var…işte onlar için burada yazmaya çalışacağım elimden geldiğince…

Leave a Reply